Yerel halk arasında oldukça popüler olan Au Trou Gascon, Michelin Rehberi'nde yer almasına rağmen cep yakmayan fiyatlarla rafine bir gastronomi deneyimi sunmayı başaran nadir restoranlardan biri.

Au Trou Gascon 1973 yılından beri hizmet vermektedir. Restoran, yaklaşık 50 yıl boyunca mekanı yöneten Gaskon şef Alain Dutournier tarafından kurulmuş.

İçeri adım attığınızda, vintage fotoğraflar, duvarlardaki zarif kartonpiyerler ve klasik kokteyl barıyla o eski, şık burjuva bistrolarının atmosferini hemen hissediyorsunuz.
Ancak yakın zamanda geçirdiği tadilatla mekana oldukça hoş ve modern bir dokunuş da eklenmiş. Özellikle yeni açık mutfak, şeflerin o zarif ve milimetrik hareketlerini, adeta bir sanat icra edişlerini masanızdan izlemenize olanak tanıyor.

Ayrıca, klasik erkek şef egemen mutfak imajını yıkarak, Au Trou Gascon'un mutfağının artık ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan bir ekip tarafından yönetildiğini de belirtmek gerek.

Adres: 40 Rue Taine, 75012 Paris
Ulaşım: Metro 6. Hat (Daumesnil durağı)
Açılış Saatleri: Salı - Cumartesi. Öğle yemeği: 12:00 – 14:00 | Akşam yemeği: 19:00 – 22:30
Yakınlarda: Hemen yakındaki Place Félix Éboué'de her salı ve cuma sabahı geleneksel bir pazar kuruluyor. Hazır bugün günlerden salıyken, eğer yolunuz sabahtan bu taraflara düşerse pazara uğramak harika bir plan olabilir.

Au Trou Gascon, Michelin Rehberi'ne girmiş olmasına rağmen o samimi mahalle ruhunu korumuş bir yer; öyle ki müşterilerinin çoğu hala Paris'in yerlilerinden oluşuyor. Bu sadakatin en büyük sırrı ise restoranın ulaşılabilir gastronomi felsefesi. Başlangıç, ana yemek ve tatlıdan oluşan öğle yemeği fiks menüsünü sadece 30€'ya sunuyorlar. Daha uzun ve keyifli bir akşam yemeği isterseniz, alakart menü için de gidebilirsiniz.

Menü, mutfak ekibinin tarzını tam anlamıyla yansıtıyor: Füzyon dokunuşlara yer veriliyor ve vejetaryen seçeneklere büyük önem gösteriliyor. Başlangıç, ana yemek ve tatlıların her birinde düzenli olarak iki farklı seçenek sunuluyor ve her aşamada mutlaka en az bir vejetaryen alternatif bulunuyor.

Şeflerin o özgür ve modern tarzı; tamamen yerel üreticilerden alınan ana malzemeleri sebzeler, baharatlar, egzotik çeşniler ve zengin soslarla harmanlıyor. Menü mevsimsel ürünlere göre her hafta yenileniyor.

Ziyaretimiz sırasında denediğimiz lezzetler şunlardı:
Başlangıçlar:
-Tere (Cresson) Royale: Brokoli, mimolette peyniri emülsiyonu ve çıtır acı biber yağı ile servis ediliyor. Avrupa mutfağının geleneksel ilhamını, hafif acısıyla o güzel Asya dokunuşuyla harmanlayan gerçekten benzersiz bir tabaktı.
-Morina Balığı (Effiloché de Morue): Konfi yumurta sarısı, kibrit patates, kişniş ve yeşil biber ile. Lezzeti kadar görseli de muazzamdı.

Ana Yemekler:
-Ispanaklı Knödel (Vejetaryen): Esmer tereyağı, siyah sarımsak, limon ve mantarlı dashi (Japon suyu) eşliğinde servis edilen, hem çok sofistike hem de insanın içini ısıtan bir lezzet.
-Domuz İncik: Barbekü pırasa, isli yoğurt, limequat (misket limonu ve kamkat melezi) ve bademle servis ediliyor. Tatlı, tuzlu ve asidik tatların usta işi bir birleşimiydi. Geleneksel bir tarifin gastronomiyle nasıl baştan yaratılabileceğinin harika bir örneğiydi.

Yemeğin en can alıcı noktası tabii ki tatlı. Burada genelde seçkin Fransız peynir tabağı ile şefin o haftaki özel yaratımı arasında bir seçim yapıyorsunuz. O haftanın spesiyali, bitki sorbesi ve kan portakalı kreması (curd) ile servis edilen karamelli pudingti. Damak çatlatan, gerçekten unutulmaz bir kapanış oldu.
Yazı ve fotoğraflar: O'bon Paris Ekibi